30 September

kasim-bahcesi

Hüznü Neşeye Çeviren Kasım Bahçesi

İstanbul Küçükyalı’da Peyzaj Tasarım ve Uygulama işini yaptığımız bahçenin tasarım hikayesi Kasım 2010‘da Ev Bahçe dergisinde yayınlandı.  Aşağıda Begüm Nalbant’ın makalesinin özetini ve Bingül Sardoğan’ın  çekmiş olduğu güzel fotoğrafları sizlerle yeniden paylaşmak istedik.

“Bir bahçe düşünün ki, mevsimin hüznünü renkleriyle dağıtıyor, enerjisi ve güzelliğiyle yaşama bağlanmayı öğütlüyor. Siz de bizim gibi bakmaya doyamayacaksınız.”

“Biraz hüzünlü bir Kasım gününde içimizi açacak manzaralara doğru yola çıkıyoruz. Küçükyalı sahilden geçerken denizin kokusunu çekiyoruz içimize. Bir yandan da gözümüz yollarda. Tarif edilen adresi kaçırmamalıyız. Neyse ki aradığımız yeri bulmak sandığımız kadar zor olmuyor. Büyükçe bir bahçe kapısının önünde duruyoruz. O an anlıyoruz ki içimizdeki güzeli bulma çabası hiç değişmiyor. Tarif edilmesi zor bir his bu… Her ay aynı heyecanı duyabiliyor demek ki insan. Bir kapıdayız ve içeride bizi nelerin beklediğini ölesiye merak ediyoruz. Lotus Peyzaj’ın tasarladığı bahçenin kapısı az sonra açılıyor ve biraz çekingen adımlarla içeri süzülüyoruz.”

kasim-bahcesi-1

ARKA BAHÇENİN SÜRPRİZLERİ

“Burası, bahçenin arka sokağa bakan bölümü… Ama aslında giriş bölümü diyebiliriz. Girer girmez, birden kendi yansımalarımızla karşılaşıyoruz. Açıkçası kafamız karışıyor, birden yansıma olduğunu idrak edemeden sanki burada bizden başka birileri daha varmış gibi algılıyoruz. Hâlbuki bunlar sadece verevine yerleştirilmiş olan aynaların oyunu. Bu bölümü olduğundan çok daha büyük gösteriyor. Her şeyden ikişer tane var. Ayrıca bir de sürprizli bir köşe tasarlanmış. O da ne dediğinizi duyar gibiyiz. Hemen sağ tarafımızdaki küçük süs havuzundan bahsediyoruz. İçindeki bitkiler bir yana, ördeklerin yüzdüğü harika havuz burası. Biraz daha ilerleyince yüksek boylu, heybetli ağaçlar gözümüzü alıyor. Tam karşımızda kocaman bir hurma ağacı dikiliyor. Gerçekten gözlerimiz kamaşıyor. Ufak adımlarla bahçe turumuza devam ediyoruz. Bahçenin bu bölümünde kayrak taşlarından yürüme yolları dikkat çekiyor. Her köşeye uzanan incecik yürüme yolları bunlar. Hemen orta noktada bodur sedir ilgimizi çekiyor. Dayanamayıp yapraklarına dokunuyoruz. Formuyla o kadar güzel görünüyor ki, buradaki tasarımı ustaca tamamlıyor. İçinde bulunduğumuz alan, büyüdükçe bir yuvarlak aslında. Dikkati çekenler sadece uzayıp giden çam ağaçları ya da size az önce tanıştırdığımız bodur sedir değil. Bu büyük yuvarlağın çevresi farklı bitki türleriyle şekillendirilmiş. Neler yok ki? Ama bizi en çok pembe çiçekli Gaurolar etkiliyor. İnce, uzun dallarının üzerinde dizili çiçekleriyle bizi büyülüyor. Sağ tarafımızda nefis bir bengovil var. Spor salonu olarak kullanılan binanın duvarlarına sardırılan bu çiçek, buraya bambaşka bir hava katıyor. Durup karşıdan şöyle bir baktığımızda, karşımızdaki manzaranın tablolardan farkı yok. Bu arada, giriş bahçesinin sağ tarafında küçük bir oturma alanı oluşturulduğunu da hemen söyleyelim.”

kasim-bahcesi-2

ORMANDA MIYIZ?

“Bu bölümden bahçenin diğer tarafına ilerlemek istiyoruz. Önümüzde iki seçenek var. Ya tıpkı bir ormanın içinde olduğumuzu düşündüren ince yolu takip edeceğiz ya da ahşap dekin üzerinden ilerleyeceğiz. Biz şimdilik ormanın içinden geçtiğimizi düşünmek istiyoruz ve maceralı olan yolu tercih ediyoruz. Birbirine geçmiş bitkiler (arada dekoratif olanları da unutulmamış, tıpkı püsküllüler gibi) çok çarpıcı görünüyor. Bu arada evin sadık koruyucusu Can’a kendimizi sevdirmeye çalışmayı da ihmal etmiyoruz. Meğer biz daha hiçbir şey görmemişiz.”

GERÇEKTEN ÇOK ÖTE

“Gördüğümüz manzara ilk bakışta böyle bir izlenim yaratıyor. Kocaman muz ağacının yapraklarının arasından gördüklerimiz bizi keyiflendiriyor. Tıpkı bir göl gibi kıvrılıp giden yüzme havuzu, insana “İyi ki şuanda yaz mevsiminde değiliz!” dedirtiyor. Çünkü dayanamayıp yüzmeye başlayabilirdik. Havuz tasarlanırken çıkış noktası da bu olmuş zaten; peyzajla uyumlu olması ve göl gibi görünmesi istenmiş. Lotus Peyzaj da bu isteğe uyarak nefis bir manzara yaratmış burada. Havuzun sol yanındaki muz ağacı, bir an için tropik bir bahçede olduğumuzu düşündürüyor. Gövdesinin dibine dikilmiş bitkiler de en az onun kadar ilgi çekiyor ve tasarımla bütünleşiyor. Ama şimdi sıkı durun. Muz ağacının yanında rüya gibi bir yola giriyoruz. Rengarenk begonyalar fışkırıyor yolun iki yanından. Burada da iki bank ve bir masaya yer verilmiş. Tam da çam ağaçlarının gölgesinin altında üstelik. Özellikle yaz aylarında bu serinliğin altında oturmaya doyum olmaz. Zeminde kütüklerden yapılmış bir tasarım dikkat çekiyor. Bitki topluluğuysa özellikle renkli begonyalar sayesinde oldukça vurucu bir etki yaratıyor, ama burada da yine tıpkı giriş bahçesinde olduğu gibi, en çok Gauralar ilgi çekiyor. Diğer bitkilerin arasında dikilen Gauralar, tıpkı İngiliz Bahçeleri’ndeki gibi bir görüntü yaratıyor. Bu bölüm bahçenin kesinlikle en iddialı köşesi. Bitkilerin bu kadar sağlıklı ve güzel görünmelerinde tabii ki bahçe sahiplerinin de büyük etkileri var.”

kasim-bahcesi-4

YOLUN SONUNDA…

“İçinden geçip gitmek istemediğiniz ve bıraksalar saatlerce oturabileceğimiz bu bölümden çıkmak için yolun sonuna geliyoruz. Burası ahşap dek alanın olduğu bölüme açılıyor. Bu köşenin en ilgi çekici yanı harika bir açık mutfak. Yine bahçeye uyumlu bir şekilde yerleştirilmiş olan açık mutfağın karşısında, rahat bir oturma köşesi yer alıyor. Genele baktığımız zaman, bahçe çok akıllıca kullanılmış ve neredeyse her köşesinde farklı oturma gruplarına yer verilmiş. Burası da yine yüzme havuzunun hemen karşısına konumlandırılmış ve pastel tonlardaki minderleriyle göz yormayan bir düzenleme yapılmış.”

kasim-bahcesi-3

ÇİÇEK YOLU

“Rahat mı rahat oturma köşesinin yanından geçerek önümüze çıkan çiçek yolunu takip ediyoruz. Burası da tıpkı diğer bölüm gibi renk renk. Begonyalar burada da renkleriyle göz kamaştırıyor. Kasım olmasına rağmen hepsi hala capcanlılar. Tabii mevsim kışa döner dönmez siklamenler ve hercai menekşelerle yer değiştirecekler. Yolu takip etmeye devam ediyoruz. Ve yine bitkilerin arasına yerleştirilmiş bir köşe çıkıyor karşımıza. Buraya da yemek masası ve sandalyeler yerleştirilmiş. Burada da pembe pembe camgüzelleri bahçeyi aydınlatıyor. Masanın yanında kalan bölümüyse alabildiğine uzayan yemyeşil bitkiler sarıyor. Burası her yanıyla insanı kendine hayran bırakıyor. Yolun devamı bizi tekrar giriş bahçesine çıkarıyor. Saatimize bakınca vaktin epeyce ilerlediğini fark ediyoruz. Peki gitmek istiyor muyuz? Hayır. Ama bize kucak açmaya hazır başka bahçeleri düşününce burayla istemeden de olsa vedalaşıyoruz.”

 

Yorum yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *